TAMER GÜÇKAYA – Matematiği nasıl yenerim?

 TAMER GÜÇKAYA – Matematiği nasıl yenerim?

Nova öğrencileri BUMATECH’te
‘Spor insanı mutlu eder, hayatını uzatır’
Daha iyisini yapabilecek olan her insan vasatı terk eder!

 TAMER GÜÇKAYA – Matematiği nasıl yenerim?

 

Matematik kabusuna son vermenin zamanı gelmedi mi?

İlk defa tanıştığım biri mesleğimi sorduğunda aldığı yanıta yüzünün değişeceğini kesinlikle biliyorum. Çoğunlukla sohbet şu şekilde gelişiyor;

-Matematik mi?

-Evet,

-Hımm, ben hiç sevmezdim. Pek de başarılı olamadım lise hayatımda.

-Belki de doğru bir şekilde bakamadınız, ya da doğru bir biçimde anlatılamadı size.

-Evet belki de, ama şimdi iş hayatımda matematiğin değerini o kadar net anlıyorum ki!

Bazen de daha şanslı kişilerle tanışıyorum elbette, o zaman da genellikle şöyle bir diyalog gerçekleşiyor.

-Matematik öğretmenliği mi? Ben lise hayatımda çok severdim matematiği, bu sayede üniversitede istediğim bölümü kazandım. Ve hayatım boyunca faydasını gördüm.

-Ne mutlu sizin için…

İki gruptaki insanların ortak bir özelliği var. İkisi de matematiğin faydasını keşfetmiş oluyor. Ama aralarındaki fark bir kısım faydalı ama ben o olmadan hayatıma devam etmeye çalışıyorum derken, diğer grup fark etse de fark etmese de matematiği artık hayatının bir parçası olarak benimsemiştir.

 

BUGÜN YENİ BİR BAŞLANGIÇ İÇİN MÜKEMMEL GÜN

Şimdi bu yazıyı örneklere boğarak matematiğin neden gerekli ve faydalı olduğunu anlatmaya çalışmayacağım. Bu yazının asıl amacı bugünün yeni bir başlangıç için mükemmel bir gün oluşudur.

Evet… Evet tam da bugün.

Eğer siz matematiği yenilmesi gereken bir düşman olduğunu düşünüyorsanız size bir kötü bir de iyi haberim var.

Kötü haber şu ki Matematiği yenemezsiniz!

 İyi haber ise matematik sizi bir düşman olarak görmüyor. Eğer sizde onu anlamak için çaba gösterirseniz size en güzel yüzünü göstereceğinin garantisini verebilirim.

Matematik bize güzel yüzünü nasıl gösterir derseniz bunun için çok ve verimli bir çalışmaya ihtiyacınız var.

Günümüzde özellikle ilk ve orta öğretimde “daha çok” algısı “daha verimli” gerçeğini ne yazık ki arka plana atarak öğrencilere kalıpları ezberletmek üzerine kuruluyor.

Öğrencinin gerçekten bir bilgiyi öğrenebilmesi için yüzlerce soru çözmesi gerekli midir? Soru çözmenin aslında formda kalkmak ve tekrar etmek için uygulanan bir eylem olduğunu hatırlamalıyız.

PEKİ NASIL ÖĞRENİRİZ?

Pekâlâ, nasıl öğreniriz, nasıl form tutarız. Söylemde kolay ama uygulamada zor bir önerim var. Üstünde çalıştığınız konuda kafa yorarak! Üstüne sorular sorarak. Aristo’nun “Ben öğrencilerimin düzeyini bana verdikleri yanıtlardan değil sordukları sorulardan anlıyorum” cümlesindeki haklılık payı yaklaşık 2300 yıldır değerini koruyor.

Ne kadar ezberin dışına çıkar, bilinmesi gerekenleri öğrenmek için kafa patlatırsanız matematik, bilim ve hatta hayat size gülen yüzünü daha çok gösterecektir.

Matematik formüller yığını olmayıp tam anlamıyla bir düşünce şeklidir. Matematik ile kafa yorduğunuzda size Çince gibi görünen sembollerin, bir yığın formülün sadece basit bir biçimsel yapı olduğunu fark edeceksiniz.

Ve bundan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Çözdükçe keyif alacaksınız, keyif aldıkça daha çok çözeceksiniz.

Bu durumda kimse size 1000 tane soru çözün demeyecek. Kazandığınız iyi notlar ve matematik netlerinden çok daha değerli bir şeye dönüşmüş olacak. Aldığınız iyi notlar da tabi bu çabanızın sadece küçük bir hediyesi olacak.

‘9 ÇOCUK DOĞRU İSE 10. ÇOCUK YANLIŞ OLMAZ!”

Geçen yıl 9.sınıf öğrencilerimin bazılarına proje ödevi olarak Amerika’nın önde gelen bazı üniversitelerinin turnuva sorularının ve çözümlerinin tercümesini vermiştim.

Öğrencimin bunlar içinden seçip getirdiği bir soru beni çok mutlu etmişti. Soru ana hatları ile şu şekildeydi:

“Bir hastanenin doğum servisinde bir karışıklık gerçekleşmiş ve bazı bebeklerin isim kartları karışmıştı. Bu doğum servisinde dünyaya gelen 10 çocuktan 9 çocuğun kartının doğru birinin yanlış olduğu kaç durum söz konusudur?”

Öğrencime “henüz olasılık görmedin istersen bu soruyu değiştirebilirsin” dediğimde “Hocam, ekstra bir formüle ya da olasılık bilgisine ihtiyacım yok ki zaten. 9 çocuk doğru verildiyse 10. çocuğun yanlış verilmesi gibi bir durum söz konusu değildir” cevabı anlatmaya çalıştığım matematiksel düşünme becerisinin net bir örneğidir sanırım.

Unutmayın bugün matematik çalışmak için çok güzel bir gün.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0