TURGAY BİRKAN  – Büyüklük kader değildir!

TURGAY BİRKAN – Büyüklük kader değildir!

CANAN TOPSAKAL – Nova Okullarının hedefi
Sekoya sunumu İklim Grevi’nde
Nova Okulları’nda ekolojik tarım hayata geçiyor

Meslek hayatında otuz beş yılı geride bırakmış bir öğretmen olarak; öğretmenlik bana göre dünyanın en coşkulu mesleğidir.

Yıllardan beri anlatılanları, sanki yepyeni bir şeyler anlatıyormuş gibi tekrarlayabilmek; işte o coşkuyu duyumsamakla ilgilidir.
Anlatılan her şey öğretmeni kendinden geçiren bir esrimeye dönüşmedikçe bir anlam taşımaz.

Bunu en iyi öğrenci fark eder:

“Öğretmen dersi usulen mi, yoksa kendini vererek mi anlatıyor?”  Şıp diye anlar…

Değişik konularda başarı sağlamış insanlar üzerinde araştırma yapan bilim insanlarına göre:

 “Büyüklük kader değildir, ter dökülerek elde edilen bir şeydir. Büyüklük mükemmelliği yakalamak için uzun yıllar yapılan muazzam bir mesainin ürünüdür; yetenekli olarak dünyaya gelmenin değil…”

 

‘BAŞARI SANA BANA DEĞİL HERKESE AÇIKTIR’

Demek ki uğraşı olarak seçtiğimiz sahada kaderimizi büyük oranda kendimiz şekillendirebiliriz.

Başarı sana, bana, herkese açık bir şey. Şans sadece hazırlıklı olmanın fırsatla buluşmasıdır.

Ayrıca zeki olmak, iyi bir insan olmak, anlamına gelmez.

Karakter sahibi olmadan -yani dürüstlük, kendine hâkim olma, sorumluluk ve merhamet gibi erdemler olmadan- bilgi sahibi olmak değersizdir.

Önemli olan iyi ve doğru olanı bilmek değil, iyi ve doğru olanı yapmaktır.

Öğretmeni öğretmen yapan diploması mıdır?

“Ben kimseye bir şey öğretemem; yalnızca düşünmelerini sağlayabilirim” diyen Sokrates’in diploması yoktu!

ÖĞRETMENİN ÖĞRENCİLERLE İLETİŞİMİ

Öğretmeni öğretmen yapan öğrencileridir. Öğrencileriyle kurduğu iletişimdir.

“İki insanın karşılaşması, iki kimyasal maddenin birbiriyle temasa geçmesi gibidir. Eğer bir tepkime olursa her ikisi de değişir” diyor psikanalist Jung.

Bu kadar yıldan sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki ben de öğrencilerimden çok şey öğrendim.

Örneğin…

İnsanların kafasına vurarak iş yaptırılamayacağını, insanları ikna etmenin en etkin yollarından birinin onları dinlemek olduğunu; katılmadığın, hemfikir olmadığın şeyleri kavga etmeden söylemek gerektiğini; insanların en derin duygusal ihtiyacının takdir edilmek olduğunu ben hep öğrencilerimden öğrendim.

Yazıma benim için çok şey ifade eden bir anekdot ile son vermek istiyorum:

“Ünlü caz trompetçisi Louis Armstrong’u bir gün genç bir meslektaşı ziyaret eder.

 ‘Üstat’ der; ‘Ben de sizinle ayın notalara basıyorum, aynı parçaları çalıyorum. Ama şöhret, övgü, alkış her şey sizden yana… Bu nasıl oluyor?’

Louis Armstrong genç meslektaşına ‘Evlat’ der, ‘Aynı notalara basıyoruz basmasına, ama ben trompete ruhumu üflüyorum…’”

 

YORUMLAR

WORDPRESS: 0